Böyle Buyurdu Zerdüşt

Photo: Hans Olde – Der kranke Nietzsche

Zerdüşt Üzerine:

Böyle Buyurdu Zerdüşt- Herkes için ve Hiç kimse için bir Kitap
(Also Sprach Zarathustra – Ein Buch für Alle und Keinen, 1883–1885)

Nietzsche bu eserinde aforizmik ve lirik bir üslupla felsefesini sunmaktadır. Felsefesi genel anlamda “Sertlik” ve “Yenilik” üzerine kuruludur. yeni düşünceleri yeni söyleyişlerle dile getirme prensibiyle hareket etmiştir. Böyle Buyurdu Zerdüşt, bu anlamda felsefeye yeni bir içerik katkısından ibaret olmayıp yeni bir söylemsellik de getirmiştir. Nietzsche felsefesini “eski levhaları yıkmak” üzerine kurmuştur. Kendi deyimiyle: “Yazılmış en yüce kitap, insanlığa şimdiye dek verilen en büyük armağan”dır. Kitaptaki iki temel düşünce Üstinsan ve Bengi Dönüş’tür. Tanrı öldü! sözü, Nietzsche’nin tezini oluşturur. Nietzsche bu durumu, nihilizm çağına giriş olarak değerlendirmiş, Tanrı’yı öldürenin biz olduğumuzu söylemiştir. Nietzsche Tanrı’nın ölümünü büyük bir reddedişe ve kendi üzerimizde sürekli bir zafere dönüştüremezsek, bu kaybın bedelini ödemek zorunda kalırız der.

Şimdi nereye gidiyoruz? Bütün güneşlerden uzağa mı? Durmadan düşmüyor muyuz? Öne, arkaya, sağa, sola, her yere düşmüyor muyuz? Hâlâ bir yüksek ve alçak kavramı var mı? Sonsuz bir hiçlik içinde aylak aylak dolaşmıyor muyuz? Yüzümüzde boşluğun nefesine duyumsamıyor muyuz? Hava şimdi daha soğuk değil mi? Geceler gittikçe daha fazla karanlıklaşmıyor mu? Tanrı öldü! Tanrı öldü! Onu öldüren biziz!

Üstinsan

Nietzsche’ye göre insan , hayvan ve üstinsan arasında gerili bir iptir ve bu nedenle insan kendini geliştirmelidir. Bu ifade İslam felsefesinde sufilerce ifade edilen insan-ı kamil fikriyle benzerlikler gösterir. Bunu Zerdüşt’te birçok kez ifade etmektedir. Nietzsche insanı eksikli ,tamamlanmamış bir varlık olarak görür. İnsan, yanılgılardan ve yücelttiği yanılsamalardan kurtulduğunda eksikli varlığını aşabilecek, kendisini tamamlayabilecektir. İnsan hep kendini aşmaya çalışarak, alt ederek üstinsan olma yolunda ilerleyecektir.

Bengi Dönüş

Zamanın çembersel bir görüngü olup, bulunduğumuz anın sonsuz ihtimal arasında, en azından bir kere yaşanmış veya yaşanacak olması gerektiğinden bahseder.Nietzsche, bengi dönüş düşüncesi için herhangi bir kanıt sunmaz. Kimi düşünürler, Nietzsche’nin bu düşünceyi bilimsel bir temele oturtmak istediği, fakat sağlığının elvermediği yorumunda bulunurlar. Nietzsche’nin bengi dönüş ve üstinsan görüşlerini aslında bir bütün olarak değerlendirmeliyizz. Nietzsche ölümden sonra insanın dünyaya tekrar tekrar geleceğini savunur.
“insan tüm yaşamı durmadan döndürülen bir kum saatidir”.
Bu noktada insan yaşamında her birey zorluklarla yeniden yüzleşecek ve yeniden çözümler üretecektir. Üstinsana ulaşmadaki harcanan emek insanı yüceltecektir. Bunu yaparken de şüphesiz karşısında olan en büyük düşmanı , kendisinin sahip olduğu inaçlar yani Tanrı olacaktır.

Nietzche ve Devlet

Devletin bittiği noktaya bakın kardeşlerim; işte orada göreceksiniz ebemkuşağını ve köprülerin üstinsanın” ve “Devletin bittiği nokta –işte orada başlar lüzumsuz olmayan insan” diyen Nietzsche devleti, insanın gelişiminde en büyük engellerden biri olarak görür. “Yeni Put” kavramıyla özdeşleştirdiği “devlet” de aynı “kilise” gibi toplum için sorgulanmayanlar listesine girmiştir.
Aslında Friedrich Nietzsche’nin filozofluğunun ne ölçüde “siyasal bir filozofluk”
olduğu tartışmalıdır; fakat Nietzsche’nin modernizme ilişkin sunduğu eleştirilerin birçoğu da modern siyasal ideolojilere ve modern devlete yöneliktir.
Nietzsche’nin modernizm eleştirisi günümüz için farklılık gösterir.Demokratik yönetimleri bir toplumun çöküşü olarak görür. Çoğunluğun oy hakkına sahip olmasını bir tektipleşme olarak niteler.Roma İmparatorluğunun ve yaşadığı dönemdeki Rus çarlığının “tek adam” yönetimlerini demokratik yönetimlerin üstünde tutar. Liberal düşüncenin tektipleşmeye neden olduğunu savunur. Sosyalizmse en kötüsüdür. Sosyalizm bireyleşmenin, birey olarak gelişmenin önünde temel bir engeldir ve tektipleşmeden başka şeye hizmet etmeyecektir.
Fransız devrimi sonrası yeni anlamlar yüklenen yasa, hak, adalet ve ulusçuluk kavramları da Nietzsche tarafından eleştirilir.Modern devletin temel gereği olarak birbirinden ayrılan siyaset ve yargı, gerçekte hiçbir zaman tam anlamıyla birbirinden ayrı olmamıştır.Nietzsche bunu “güç istenci” (will to power) olarak ifade eder, iktidarın gücü ve iktidar yanlılığı dikkate alındığında anlaşılabilir bir durumdur. Diğer taraftan Siyasal iktidar, bazen kendisiyle uyuşmayan yargıyı etkisi altına almayı istemekte, yargısal iktidar da güç savaşında “ben de varım” diyerek siyasete karşı koyma ve kendini kabul ettirme eğiliminde olacaktır. Uluçuluk ise kendine özgü bir ulusal militarizm ile birleşecektir. Modern devletin bu özgün militarizm’ine ve bunların baş sorumlusu olarak Fransız Devrimi’ni gösterip karşı çıkacaktır.

Kaynaklar:

  1. NİETZSCHE,Friedrich, Böyle Buyurdu Zerdüşt, çeviri ORAL,Firdevs
  2. YALOM ,Irvin D ,When Nietzsche Wept.
  3. http://plato.stanford.edu/entries/nietzsche/

Yazar Hakkında

E-Posta: st092301003@etu.edu.tr
4 Tane Yazı Yazdı

Yorum Yaz

Yazı ve Materyalleri Kaynak Göstermek Kaydıyla Kullanabilirsiniz © 2011-2014 aksitarih.com