Walter Langley - Never Morning Wore To Evening But Some Heart Did Break

Artık Gençlik Duygularımla Başa Çıkabilecek Kadar Yaşlıyım

Eskiden bir olayın peşinde sürüklenir giderdim. Şimdi kendime diyorum ki kendime, bir dur önce artıları nelerdir eksileri neler? Galiba muhafazakârlaşıyorum.

Geçenlerde Freud’dan oğulların babalarına isyanı hakkında bir yazı okudum. Örneğin bir baba düşünün sert, hiç gülmez, çocuklarını sevmez veya sevdiğini hissettiremez. Zaman zaman döver çocuğunu şımardığını için.

O babanın trafik kazasında bir an öldüğünü farz edelim. Babanın ortadan kaldırılması ile ortaya çıkan durum, zaman içerisinde babaya duyulan özlemde olağanüstü bir artışa neden olan bir unsur içerir. Dolayısıyla ilk başta babaya duyulan nefret zaman içerisinde azalırken, ona duyulan özlem artar ve keşke yaşasaydı da onun kısıtlamalarına maruz kalsaydım denebilecek türde bir isteklik başlar.

Ve babayı idealize etmeye başlarız. Ona zamanında tanımadığımız, bir durumsal eleştiri süzgecinden geçirerek yaptıklarında bir mantık buluruz.

Bu örnekten yola çıkarak bende bunu başka bir alanda düşünmek istedim.

Bence her devrim başlangıçtaki duruma dönülebilecek, karşı devrimci bir ruh taşır.

Yani sürekli eleştirdiğiniz, her şeyin sorumlusu olarak gördüğünüz her neyse, ortadan kalkınca istediğinizi elde edemediğini fark edersiniz. Tıpkı bir eşyanız kaybolduktan sonra değerini anlamanız gibi. Bu ilişki türünün bizde de çok örneği var.

Acaba İttihat Terakki Bâb-ı Âli darbesini yaptıktan sonra, ileriki dönemlerde halk II. Abdülhamid döneminin baskıcı politikalarını aramış mıdır?

Türkiye Devleti ile ulus devlet inşası sırasında baskıya maruz kalan gayrimüslimler Osmanlı dönemini nasıl değerlendirdiler?

Acaba Aleviler 70 yıllık cumhuriyet dönemde yaşadıklarını, uzun ömürlü Osmanlı Devleti’nde ne kadar yaşadı?

Başka ülkelerde rahatça yaşadığın dinini, kendi ülkende yaşatmayan gerekçeler nelerdi?

Türkiye’de Kürt sorunu, neden Osmanlı’da Kürtlerin sadakati?

Bu sorular çoğaltılabilir. Cevapları da tartışılır. Ama kabul etmeliyiz ki bu sorular ortak bir geçmişimizden bize baki kaldı.

Demek istiyorum ki toplumlarında özlem duydukları birileri var. Belki kötü şeyler yaptı. Öyle veya böyle bir bağımız var. İstediğimiz kadar geçmişimizi kötüleyelim ama bu sorunlardan kaçamıyoruz. Onlarda bizimle beraber yaşıyor. Onu reddetmek yerine onun yaptığı hataları kendimiz tekrarlamasaydık belki sorun çözülürdü. Bu yüzden bizim toplumumuzda artık kendiyle yüzleşmeli ki artık aynı şeyleri konuşmaktan başka bir şey yapalım.

Çağlar Togan

4 Yorum