Vladimir Kush - Candle

Bulanık Bir Arayış

Her ideoloji sağlam bir Arşimet noktası arayışının, yani durup ideoloji çarklarının işleyişini gözlemleyebileceğimiz sabit bir konum bulma girişimlerinin tarihidir. Marksist gelenek bu noktayı, mesleği itibariyle ideolojik olmayan düşüncelere yatkın belirli bir grup yada sınıfta aramıştır. Diğer bir gelenekte aydınlanmacı, nesnel normların hakimiyetindeki kapitalist toplum.

Bu iki farklı pencereden bakışımız hayatı anlamlaştırandır. Bize yabancı olan bu iki kavram bizi, farklılaştırandır. Cemil Meriç ‘in Bu ülke kitabında belirttiği gibi sağ ve sol bizim kavramlarımız değil, batının kavramlarıdır. Ve ben bize göre olmayan bu iki kavramdan hangisinin doğru olduğuna dair bir karar verme arayışımla geçirdim hayatımın belli bir dönemini. Yaramız için uygun olmayan iki tıbbi aletle ameliyat yapmak istedim de diyebiliriz. O halde hangisinin doğru olduğuna karar vermek için, meseleler karşısında değişmez hakikatler bulmak gerekliydi.

Hakikat, iyi niyetli herkesin akıl ve gözleme başvurarak ulaşabileceği, gerçekliğe mütekabiliyet durumudur. Ama değişmez sandığımız hakikat aslında sürekli değişiyordur. Şeyh Bedrettin gibi hakikatin uğrunda ölmek değil mesele. Mesele uğrunda ölünecek bir hakikat bulmaktı benim için. Şunu fark ettim ki aslında bir doğru değil birden çok doğru vardı. Hakikatın ne olduğu değil, neden hakikat olduğu önemliydi. Buradaki vurgum gözlemde değil, hakikatin nasıl üretildiğindedir.

Kapitalist toplumda maddi üretimi gerçekleştiren insanlar, bu gerçek dünyalarını değiştirirken, düşünüşlerini ve düşünüşlerinin ürünlerini de değiştirirler. Bu cümlemle Marx’ın “Her dönemde hakim fikirler, hakim sınıfın fikirleridir” sözünü destekledim ama maddi gerçekten mi düşüncelere, düşüncelerden mi maddi gerçeklere gidilmesi konusunda bir seçim yapamadım. Marx’ın tarihi sınıfların mücadelesi ve tarihi anlamada ekonomiyi en önemli kavram gibi görmesi belki doğruydu ama yetersizdi. Bütün meseleleri bu bakışla anlamaya çalışmak bir yerde anlayamadığınız sorular çıkarır. Belki de bütün fikirler değil, sadece toplumsal çelişkileri gizlemeye yarayanlar ideolojiydi.

Her dönemin farklı ruhu, bakışı, yargıları olması bir ideolojinin ömrü olması anlamına geliyordu. Bu yüzden ki her döneme dair kusursuz bir ideolojiyi kurgulamaya ve bulmaya çalışmak Gazalinin hayatı gibi ömrü arayışlarla geçirmek olur.

Son olarak ise bugün pragmatizmin başarısına dair bir şeyler yazmak gerekirse, çıkar kavramına değinmek gerekir. Her fikir, her yapılanma adına ne derseniz deyin, sonunda dayandığı tabana bir ödül verir. İster Avrupa yı Haçlı Seferlerinde batılıların din için değil, zenginlik için doğuya geldiğini söyleyerek eleştirelim, yada İslam da Allah yolunda ölene, gaza yolunda ölene şehit mertebesinde görüp, sonsuz güzelliklerle dolu cenneti vaat edelim veya da proletaryaya kendi düzenini kuracak diyerek düzenin önemli tabakası haline getirelim bütün bunların hepsinde aslında süslenmiş bir şekilde çıkar ilişkisini görmemiz gerekir.

İşte pragmatizmin başarısı düzenin çıkarını kişilerin çıkarı yapmasıdır bence. Artık insanlar vaat edilmiş e değil şu anda sahip olabileceklerine itibar ediyor. Toplumunu iyi okuyup anlayabilenler günümüzde başarılı olabilir. Devletin kendi çıkarını, toplumun çıkarı yapabilmektir mesele. (Bu önemli bir nokta çünkü Marx a göre bu tersidir)Bu ise kişilerle düzene bağlılığını artırır.

Çağlar Togan

12 Yorum