Jim Warren - Don't Mess

Hayatın Üzerine

Hayatın üzerine düşünmeyi seviyorum. Genelde beni buna sevk eden bir tiyatro, sinema filmi izledikten veya kitaptan okuduktan sonra duyduğum hayranlıktır. Tanrı’nın insanı yaratmasından beri insanın bilgiye ulaşma isteği, hayatı sorgulayıp ona anlamlar yüklemesi her zaman takdir görmeli… Sizin gördüğünüzü başkasının farklı görebilmesini seviyorum. Düşmanım hayatı tek tipleştirmeye çalışanlara. Hayat ne sadece yeşil, ne sadece kızıl ne de kara. İnsan bir gökkuşağına bakıp sadece bir renge mi aşık olmalı?

Aslında A. Schopenhauer’ın “Okumaya ve Okumuşlara Dair” adlı kitabı ve diğer kitaplarından etkilenip, hayatın üzerine bir şey yazmak  değil amacım. Her ne kadar konuya öyleymiş gibi girsem de….

Notlarıma bakarken daha önce okuduğum kitap ve izlediğim bazı filmler hakkında yazdığım karalamaları buldum. Bu yazının yazılış amacı, Orhan Pamuk’un Yeni Hayat kitabının başında: “Bir kitap okudum hayatım değişti” dediği gibi, beni etkileyen bazı kitaplardan,  filmlerden alıntılar paylaşmak  ve bunları yeniden hatırlatmaktır.

Fight Club bittiğinde ekrana bir iki dakika kendime gelemeden boş boş baktığım bir filmdir.

“Dişlerinin ağzında silah namlusu varsa… Sadece sesli harfler çıkarabilirsin.”

“Reklamlar bizi arabaların ve giysilerin peşine düşürdü. Nefret ettiğimiz işlerde çalışıyoruz, ihtiyacımız olmayan şeyleri satın almak için.. Biz tarihin üvey evlatlarıyız. Ne amacımız var ne yerimiz. Biz ne büyük bir savaş yapıyoruz ne ne de büyük buhran. Bizim savaşımız ruhsal bir savaş. Bizim buhranımız, kendi hayatlarımız. ‘

Truman Show: “Bize sunulan dünyanın gerçeğini kabulleniriz”.

Twelve Monkeys ‘de ise Jeffrey Goines  karakterinin “Doğru yada yanlış yok, sadece popüler fikirler var” sözü

Full Metal Jacket ‘da “Ölüler tek bir şeyi bilirler. Hayatta olmak daha iyidir.”

Babam ve Oğlum: “İnsan  büyüdükçe hayalleri küçülür mü?”

The Third Man: “İtalya ‘da 30 yıl boyunca Burjuvalar vardı. Yani savaş, kıyım, cinayet… Ama Michelangelo, Leonardo ve Rönesans aynı dönemde var oldular. Oysa İsviçre de kardeşlik, 500 yıllık demokrasi ve varış vardı. Ama ne yaratabildiler? Sadece guguklu saat!”

Albert Camus – Veba: “En umut kırıcı kusur, her şeyi bildiğini sanan ve böylece kendinde öldürme hakkı tanıyan cehalettir.”

Anna Bradstreet: “If we had no winter, the spring would not be so pleasant. If we did not sometimes taste of diversity, prosperity would not be so welcome”

V for Vandetta: “Bize fikirleri hatırlayın dendi, adamı değil. Çünkü bir adam başarısız olabilir. Yakalanabilir, öldürülebilir ve unutulabilir. Ama 400 yıl sonra bir fikir hâlâ dünyayı değiştirebilir.”

Çağlar Togan

14 Yorum