Tuğrul Nohutçu - Colored Guernica (Picasso)

İspanya İç Savaşında Almanya’nın Rolü

12 Nisan 1931 tarihli belediye seçimlerinde “Cumhuriyetçiler”in “Kralcılar” olarak tanımlanan gruba açık ara üstünlük sağlamasından sonra İspanya Kralı XIII. Alfonso halkın şahsına karşı sevgi ve saygısının kalmadığını düşünerek tahttan vazgeçti. Seçimleri kazanmış olan Cumhuriyetçiler, Kral Alfonso’nun ülkeyi terk etmesinden üç gün sonra hükumeti ele geçirdiler ve böylelikle Cumhuriyetçi Koalisyon kurulmuş oldu.

Yeni kurulan koalisyonun gerçekleştirmek amacını güttüğü reformlar, -özellikle bölgesel özerklik sorununa çözüm getirmek amacında olanlar- zaten gergin olan siyaset platformunu yumuşatmaktan ziyade daha da sertleştirdi. Bask ve Katalan bölgelerine özerklik verilmesi, bu bölgelerin İspanya’dan ayrılma yolundaki çabaları ortamı daha da gerdi. Ağustos 1932’de General José Sanjurjo’nun koalisyona vermiş olduğu nota da bu durumu daha da kötüleştirdi.

Ülkenin tamamına yayılmış olan kaos ve anarşi, sağcı cephe ile askeri muhalefetin birleşmesine yol açtı. Kasım 1933’teki seçimleri kazanan sağcı cephe, Katalunya ve Bask Bölgesi’nde yoğunlaşan devrim hareketlerini ezmeye yönelik politikalar izlediler fakat Şubat 1936’da yapılan seçimleri “Halk Cephesi” kazandı.

Halk Cephesi’ne ve savunduğu görüşlere kesinlikle iyi gözle bakmayan General Sanjurjo ve Colva Sotella, orduya yakın faşist güçleri örgütleyerek harekete geçtiler fakat; 12 Temmuz’da Sotella öldürüldü. Bunun üzerine 17 Temmuz’da Fas, 18 Temmuz’da ise İspanya garnizonları ayaklandı. Bu ayaklanmalar, İspanya İç Savaşı’nın başlangıcı olarak bilinir.

İç Savaşın patlak vermesinin ardından Sovyetler Birliği ve Fransa Cumhuriyetçilerin tarafında yer alırken Almanya ile İtalya, kendilerine ideolojik olarak yakın buldukları Milliyetçileri desteklemişlerdir. Bu savaşta net tavır takınan tüm ülkeler olayların gidişatını az ya da çok etkilemişse de en önemli dış aktör şüphesiz dönemin süper gücü olan Almanya’dır.

Savaşın başlamasının hemen arından 26 Temmuz’da Hitler, Milliyetçileri destekleme kararı aldı ve bu kararı takip eden iki haftada Alman Hava Kuvvetleri “Magic-Fire Operasyonu” ile İspanya’nın “Afrika Ordusu”nu Fas’tan Sevilla’ya sürükledi (Thomas, sf. 230). Operasyonda 86 kişilik bir birlik, 6 çift kanatlı uçak, uçaksavarlar ve 100 ton kadar da diğer askeri malzemelerden gönderilmiştir (Westwell, sf. 13). Bu olayı takip eden günlerde Milliyetçiler’e destek sağlamak amacıyla Alman kaynaklı “İspanyol-Fas Nakliye Şirketi”(HISMA) ve “Hammadde ve Lojistik Şirketi” (ROWAK) kuruldu.

Tüm bu olanlara rağmen Fransa ve İngiltere’nin isteğiyle gündeme gelmiş ve zor da olsa İtalya ile Almanya’ya kabul ettirilmiş “Müdahalesizlik Anlaşması” imzalandı (Beever, sf. 374). Bu anlaşmaya göre savaş süresince hiçbir Avrupa devleti iki tarafa da yardımda bulunmayacaktı. Anlaşmanın oluşturulması sırasında Almanya’nın Milliyetçiler’e destek verdiği dile getirilmişse de 9 Ağustos günü Nazi Almanyası: “Almanya’dan İspanya’ya hiçbir savaş malzemesi gönderilmemiştir ve bundan sonra da gönderilmeyecektir.” Diyerek bu iddiayı yalanladı (Thomas, sf. 259). 24 Ağustos’ta Almanya anlaşmayı imzalandı fakat anlaşma deyim yerindeyse ölü doğmuştu. Müdahalesizlik kararı Almanya’nın Milliyetçiler’e yardım etmesini engelleyemedi. 18 Kasım’da Nazi Almanya’sı Milliyetçiler’i İspanyol Hükûmeti olarak tanıdı ve böylelikle Müdahalesizlik Anlaşması geçersiz hale geldi (Thomas,sf. 332).

30 Eylül’de Milliyetçiler’e yardım amaçlı kurulmuş olan Condor Lejyonu -eski adıyla Demir Lejyon- Hugo Sperrte ve Alexander Holle komutasında İspanya’ya gönderildi. Bu lejyonda 3 filo bombardıman uçağı, 3 filo avcı uçağı, uçaksavar grupları ve muharebe uçakları vardı.

Condor Lejyonu ilk olarak Madrid Muharebesi’nde ortaya çıktı. Bu savaşta Milliyetçiler Almanya ve İtalya’nın yardımlarına rağmen zor durumda kaldılar. Bunun üzerine Franco komutasındaki Condor Lejyonu ve diğer İtalyan uçakları Madrid şehrini bombaladı. Almanlar sivil ölümlerini hiçe sayıp tüm şehri yakmaya meyilliydiler. Bombalamalara ve sivil kayıpların göz ardı edilmesine rağmen Sovyetler’in gönderdiği Poliakarpov filosuyla hava kuvvetini geliştiren Cumhuriyetçiler, Milliyetçiler’i başarısızlığa uğrattılar (Westwell, sf. 24).

Alman Kuvvetleri Milliyetçiler’in hücumuyla 6 Şubat 1937’de başlayan Jarama Muharebesi’nde de Milliyetçiler’in safında yer aldı. Bu muharebede Milliyetçiler’in, hem de Cumhuriyetçiler’in karşılıklı bombardımanları muharebeyi iyice çıkmaza sokmuştu. Özellikle Sovyet Hava Kuvvetleri’nin karşısında Condor Lejyonu’nun eksikliği göze çarpıyordu (Thomas, sf. 376). Lejyon tarafından sonradan gönderilen uçaksavarlar ve bombardıman uçakları sadece alınan yenilgiyi hafifletebilmişti (Thomas, sf. 361).

31 Mart 1937’de İtalya’nın desteğini alan Milliyetçiler, tarafsız bölge olan Vizcaya’ya saldırdı. Ekipman açısından yetersiz durumda olan Franco, Almanya’dan yardım isteyerek lojistik güç sağladı. Ochandiano ve Durango’ya saldıran Lejyon, bölgede 250’den fazla sivilin hayatını kaybetmesine sebep oldu.

Condor Lejyonu en büyük etkiyi hiç şüphesiz ki Guernica Bombardımanı’nda göstermiştir. “Rögen Operasyonu” kapsamında Bask Bölgesi dahilinde bulunan ve sivillerin çoğunlukta olduğu bir bölge olan Guernica’nın bombalanması esnasında 200-300 civarı sivil hayatını kaybetti. Bu sayı Bask kaynaklarında 1654 ölü, 889 yaralı olarak geçer (Thomas, sf. 461). Bombardıman halen tartışma konusudur çünkü, Milliyetçiler esas hedefin Guernica yakınlarında bulunan ve stratejik öneme sahip Rentaria Köprüsü olduğunu iddia ederler. İlerleyen zamanlarda yapılan araştırmalara göre ise bombardımanın hedefinin başından beri Guernica olduğu kanıtlanmıştır. Condor Lejyonu’nun bu bombardımanda rol almış olduğu ise, savaş alanında bulunmuş üç küçük bombadaki Condor Lejyonu amblemiyle kanıtlanmıştır.

Almanya’nın Milliyetçilere karada olduğu kadar denizde de destek sağlamıştır. Denizlerde Milliyetçiler’e avantaj sağlayan en büyük faktör hiç şüphesiz ki Alman donanması Kriegsmarine’dir. Müdahalesizlik Anlaşması’nın bozulmasından sonra olarak Alman savaş gemileri Deutschland ve Amiral Schreer, Franco’nun birlikleri İspanya’ya nakledilirken olası bir Cumhuriyetçi saldırısına karşı birlikleri korumak için Cebelitarık Boğazı’na demir atmışlardı (Beevor, sf. 73). Ekim ayının ortalarında ise bu filoya Köln isimli hafif kruvazör ve dört torpido gemisi eklenmişti. Bu mini donanmanın en büyük başarısı ise şüphesiz “Ursula Operasyonu”dur.

20 Kasım 1936’da başlayan ve başlangıcından sonuna kadar bir sır olarak saklanan operasyonda Kriegsmarine’e ve İtalyan donanmasına ait gemiler, İspanyol sularında bulunan İspanyol Cumhuriyetçi Deniz Gücü’ne ait gemileri batırdılar. Görüş mesafesinin darlığı ve birtakım özel sebepler dolayısıyla Kriegsmarine Almanya’ya geri döndü ve böylece operasyon da sona erdi. İç Savaş’ın sonunda ise bu operasyonu gerçekleştiren gemilerin kaptanlarına “İspanyol Onur Nişanı” verilmiştir (Westwell, sf. 60).

Sonuç olarak, savaşın Milliyetçiler lehine sonuçlanmasında Hitler ve Nazi Almanyası’nın göstermiş olduğu etki, Franco’nun göstermiş olduğu etkiyle boy ölçüşebilecek derecededir. 56,000’den fazla İspanyol askeri Alman subayları tarafından çok değişik disiplinlerde eğitilmiş ve savaşa hazır hale getirilmiştir.

Condor Lejyonu ise -çoğunluğu havada olmak üzere- bir çok başarıya imza atmıştır. Condor Lejyonu sayesinde 1937’den savaşın sonuna kadar hava üstünlüğü Milliyetçiler’de kalmıştır. Guernica Bombardımanı ile yüzlerce -bazı kaynaklarda ise binlerce- sivil hayatını kaybetmiştir. Küçüklü büyüklü yaklaşık 300 bombardıman yapılmış ve bu bombardımanlar ile Cumhuriyetçiler’in direniş gücü kırılmıştır.

Çoğunluğu pilotlar, askerler, subaylar ve denizciler olmak üzere yaklaşık 16,000 Alman vatandaşı İç Savaş’ta Milliyetçiler’in safında savaşmışlardır. Bu askerlerin yaklaşık 300’ü hayatlarını kaybetmişlerdir. Savaş esnasında 720 savaş uçağı ve 100 eğitim uçağı Almanya’dan İspanya’ya gönderilmiştir (Howson, sf. 19). Hitler’in İspanya’ya gönderdiği yardımların maddi karşılığı dönemin parasıyla yaklaşık olarak 43 Milyon Mark etmektedir.

Bir çok otorite Hitler’in İspanyol İç Savaşı’nı II. Dünya Savaşı için bir prova olarak kullandığını öne sürmüştür. Alman subaylarının üzerlerinde çalıştıkları eğitim programlarını ilk olarak İspanyol askerleri üzerinde tatbik ettikleri iddiası hala tartışılmaktadır. Condor Lejyonu ve Kriegsmarine yeni taktiklerini yine ilk kez bu savaşta uygulamışlar ve başarıya ulaşan taktiklerin yer yer II. Dünya Savaşı’nda da kullanıldığı görünmüştür.

Tüm bu olan biteni göz önünde bulundurursak Nazi Almanyası, İspanyol İç Savaşı’nın Franco liderliğindeki Milliyetçiler’in zaferiyle sonuçlanmasında en büyük rolü oynamıştır. Bu zaferin ardından İspanya’da 39 sene sürecek olan Franco Diktatörlüğü kurulmuştur. Tüm bu başarılarını Hitler’e borçlu olan Franco ise, bu borcunu II. Dünya Savaşı’nda tarafsızlığını ilan etmiş olmasına rağmen Almanya’ya yardım ederek ödemiştir.

Kaynaklar

Armaoğlu, Fahir (1975). Siyasi Tarih: 1789-1960. 3. Baskı. Ayyıldız Matbaası.

Beevor, Anthony (2012). The Battle For Spain: The Spanish Civil War, 1936-1939. 1. Baskı. Orion Publishing.

Jackson, Gabriel (1974). A Concise History Of The Spanish Civil War. 1. Baskı.  John Day Co.

Roberts, J.M. (2011). Avrupa Tarihi. 9. Baskı. İnkılap Yayınevi.

Sander, Oral (2007). Siyasi Tarih. 15. Baskı. İmge Kitabevi.

Thomas, Hugh (2001). The Spanish Civil War. 2. Baskı. Modern Library.

Vılar, Pierre (2007). İspanya İç Savaşı. 1. Basım. Dost Kitabevi.

Westwell, Ian (2004). Condor Legion: The Wehmracht’s Training Ground. 3. Baskı. Ian Allan Publishing.

Sevde Bolat