Claude Aubriet - Ankara (1701)

Ruznâme-i Kal’a-i Engürü

Derûn-ı kal’ada kablen kavm-i kafir-i Firig ü Hitit yaşar imiş. Ba’de Rum taifesi gelmiş. Andan Türkler zuhûr eylemiş. Biz dahi bu Kal’a-i Engürü’de Kınacızâde nâm Konak’da yekdigerimiz ile mülaki olduk. Ol yerde şeyh’ül-müverrihin Halil İnalcık Hoca’nın hanesin ziyaret eyledik. Konağın muhtelif odaların kim ibret-âmiz olanı Cihannüma tesmiye eyledükleri idi, ânı temaşa ile mesrur ve bahtiyar olduk. Ba’dehû kal’a burçlarına hurûc eyledik. Akkal’a’ya ve dahi etraf u eknafa nazar kıldık. Ser mimaran-ı hassa Koca Mimar Sinan hazretlerinin Cenabi Ahmed Paşanın şanı içün bina eyledigi cami-i şerife ve Ulucanlar Zindanına mim koyduk. TOKİ nam binalar inşa eylemişler. Bu nev zuhur ebniye şedîden tenkîdi müstahak idi kim biz dahi ağzumuza geleni söyledik. Andan tevbe ve istiğfar içün Sultan Alâeddin Han Hazretleri’nin inşa eylediği cami-i kebîre kadem bastık. Bir acîb sütunları var idi. Rivayet olunur kim sütunlar ve çatıyı dutan taşlar İskender-i Zülkarneyn asrından yadigar imiş. Ol camiin minberi cam ile muhafaza kılınmış idi. Andan birinç hanına vardık ve ince bellü bardaklar ile çaylarımızı nûş eyledük. Fesler takındık suretlerimize bakub bakub gülüşdük. Ol esnada Devlet-i Aliyye’nin ictimâî ve iktisadî vaziyeti dersinin haricen müderrisi Nezihî efendi Hisarlı Ahmed Pehlivan’ın derledügi bir türkü yırlamakda idi:

“Havada durna sesi var canım

Yarimin finor fesi var canım

Salınub gezmeye çok hevesim var canım

Sen salla çıtı pıtı kolların canım

Meze vermiyor ellerin.”

Müderrisimiz izah eyledi kim finor fes “fino fes” olacak imiş, fino italyan keferesinin dilinden mevrûs olub pek hoş manasına gelirmiş. Biz dahi “fine” dedikde hocamız herbirimize aferin çekdi.

Bu hafta sonu bize değerli vaktini ayıran ve çok güzel bir gün geçirmemizi sağlayan Sayın Hocamız Prof. Dr. Ahmet Nezihi Turan’a çok teşekkür ederiz.

Ayşe Çiçek

6 Yorum